HAYALLER VE HAYATLAR…
Haftalardık söylüyorduk. Sadece bizler değil, Bld. Kütahyaspor’un maçlarına gelen herkeste bizimle aynı fikirdeydi. Bu takım futbol oynamıyor diyerek adeta ağız birliği yaptık. Acaba bizler yanılış mı düşünüyoruz diye düşünürken Bursa deplasmanında arkasından da Kırşehir karşısında Dumlu’da alınan mağlubiyet bu konuda ki soru işaretlerini sona erdirdi. Gerçekten de bu takımın futbol adına sahada bir varlık göstermediği Günyüzü gibi ortaya çıktı.
Aslında 2024-2025 futbol sezonu büyük girişimler, olumlu sonuçlar ve birbirinden önemli gelişmeler ile başladı. Hayal gibi buluşmalar yaşandı ve daha neler neler yaşandı. Şampiyon bir hocaya takımı da emanet edince dedik ki artık bu sene bu iş oldu diye. Bu kadar güzelliğe rağmen belki de son 5 sene içerisindeki en kötü başlangıcı yapacağımızdan kimsenin bir beklentisi yoktu. Bu sene rekorlar kırarız diyerek başladık aslında. Bursa ve İzmir gibi illerden katılan takımlara il takımı nasıl futbol oynar, bir camia nasıl dimdik durur dersi veririz derken rekorları tersten kırar olduk. Full ofansif oyuncularla sahaya çıkıp bu isimler ile defans yapmaya çaba harcıyoruz. Biz sanırım bu sezonun başından beri takım olarak imkansızları yapmaya çalışıyoruz.
Doğru söylemek gerekirse Hakan Şapçı’nın ismini ilk duyduğumda Kütahya’ya geleceğine pek ihtimal vermemiştim. Heyecan duydum evet ama olma ihtimaline de pek inandırmadım kendimi aslında. Şapçı’nın gelişi, transferlerin arka arkaya duyurulması, başarılı bir kamp döneminin geçirilmesi herkesin iştahını kabarttı ama ilk 9 haftalık periyot bize gerçekleri acı bir şekilde gösterdi. Takımın çoğu ismi yeni, henüz takım oturmadı, ilerleyen haftalarda isimler birbirine alışır derken 9 hafta sonunda ortaya çıkan tablo gerçekten de düşündürücü. Her hafta sahada geçen haftaları aratan bir bocalama yaşıyoruz. İlk hafta başlayan sorunlar kronik olarak her hafta üstüne katarak karşımıza çıkıyor. Tüm takımın saha içerisinde her bireyi birbirinden kopuk oynuyor. Defansın göbeğindeki isim herkes birbirine adeta yabancı. Orta sahamız adeta panayır yeri gibi. Forvet hattı deseniz en büyük kaosun yaşandığı yer. Kaçırılması zor pozisyonları adeta bozuk para gibi harcıyoruz. Eleştirmek için takımın hangi mevkisine yüklensek bir diğeri daha büyük bir şekilde gözümüze batıyor. Kanatlar saha da hiç yok. Takım olarak bu kadar kötü olmak tabi ki de kaleci Taylan’ın da etkiliyor. Bu da son derece normal. Belki de sahada ki kötüler içerisinde en iyi isim bu kadar yol yemesine rağmen Taylan’dır.
Hiçbir zaman teknik adamlara fatura kesilmeli diye bir düşüncenin taraftarı olmadım. Genelde böyle tutarsız gidişlerin kurban keçisi her zaman öncelikle teknik kadro olur. Ben her zaman teknik isimlere zaman verilmesinden ve arkasında durulması gerektiğine inanan isimlerdenim. Fakat 9 hafta boyunca izlediğimiz Bld. Kütahyaspor’da maalesef gelecek adına hiçbir ışık yok. İdmanlar bol neşeli ve bol baklavalı geçse de sahada ortaya konan futbolun hiç tadı tuzu yok. 2 aya yakın zaman yapılan hazırlık kampı, ligde geride bıraktığımız 9 hafta sonunda ortaya çıkan sonuç gelecek haftalar adına kimseye umut vermiyor. Başta da söylediğim gibi istifa söylemlerine fazla girmek taraftarı değilim. Fakat bir gerçeği de dile getirmek üzerimize borç oldu. Acilen bir çeki düzen gelmemesi halinde tek istifasını veren teknik patron olmaz. Bir çok isimde bu istifalara dahil olur haberiniz olsun. Benden uyarması..
Saygılarımla…..

