RE – ZA – LET
Dumlupınar Stadında bir daha kolay kolay hatırlamak istemeyeceğimiz bir maçı geride bıraktık. 2. Lige yükselme play-off karşılaşmaları içinde belki de en vasat müsabakaya tanıklık ederken en farklı skoru da kendi evimizde biz gördük. Biz yenilmedik. Bizimle adeta dalga geçtiler hatta aşağılandık…
Daha önceki köşe yazılarımda kısmen ama Youtube’deki programlarımda alenen söylemiştim; ‘ benim play-off turundan bir beklentim yok’ diye. Çünkü bu yolun sonunda mutlu sonun olmayacağı başından belliydi. Ne takımın ne de teknik heyetin inancı ve isteğinin olmadığı aşikardı ama 4-0 gibi sansasyonel bir mağlubiyeti kimse beklemiyordu.
Yine arifeyi gördük ama bayramı göremedik. Ama sanki bu sene taraftarlarında pek inancı yok gibiydi. Bursa ve Karşıyaka maçlarının haricinde pek dolmadı stadımız maçlarda. Belki de yeniden heveslenmek istemedi Kütahyalılar. Ne deseler doğru, asgari ücretle çalışan, 7 iş gününün sadece bir gününü izin olarak kullanabilen insanları hafta sonları Dumlupınar Stadına nasıl getireceğiz. Sonu hep hüsranla biten bir rüyaya, hayale nasıl inandıracağız. Son 4 senedir sanki hayal satıyoruz. Ve bu hayal sezonun başlamasından 3-5 hafta sonra sonunda hüsran olacağının belirtilerini gösteriyor. Sonrasında yine aynı ACI, HÜSRAN ve GÖZYAŞI….
DERDİMİZ DÜZCE’MİY Dİ?
Bu sene bir çok şeye anlam veremedim. Fakat özellikle bu Düzce gerginliğini aklım almadı. Ligin son maçında ilk yarıda 2-0 önde olup 2. Yarı neden geri çekildik. İşi play-offlara dökerek Düzce’yi bir kez daha yenmek için miydi. Diyelim ki evet. Peki neden maç öncesi kaos ortamında rakibe saldırdınız. Hadi takımın hırsını anlamadım ama anladım diyelim. Düzce’de olanların hesabını kapatmak için böyle bir girişiminiz oldu. Peki taraftarlara ne diyelim. Play off turunda alınacak en ufak cezanın bedelinin elenme olacağını neden akıl edemedik. Muş maçında taraftar tribünde olsaydı inanın bana bu kadar fark yemezdik, bu kadar madara olmazdık, bu kadar ezilmezdik.
Rakip Muş Spor play offun ilk turunda Silifke Bld. Spor ile karşılaştı. Silifke’de maçtan kısa bir süre önce futbolcular paralarını alamadıkları için kazan kaldırmışlardı ve play off turunda da Silifke’nin amacının olmadığı her kesim tarafından kabul görmüştü. Beklenen oldu ve Muş Spor rahat bir galibiyet aldı. Bu durumdan sonra aklıma kötü şeyler gelmiyor değil. Bize bu denli feci bir mağlubiyet yaşatan topluluk acaba bize bir mesaj mı vermek istedi. O zaman şunu söylemek istiyorum. Beyler öyle bir durum varsa para için yada arma içinde değil en azından kendiniz için oynasaydınız. Bence Muş’a kadar gitmeye gerek yok. Federasyon ile konuşup kesilecek cezayı öğrenerek gereken yapılmalı. Yada kural ve kaideler izin veriyorsa U-17 takımı ile bu yola çıkılmalı. Mevcut arkadaşları Muş’a kadar yormaya gerek yok. Hayatlarında bir Muş deplasmanına daha gitmeseler de olur. Nasıl olsa yiyeceklerini burada da yediler.
TEŞEKKÜRLER OSMAN BAŞKAN
Bu senenin en fazla enerjisini ve emeğini harcayan kişiler sadece Başkan Osman Altınkaya ve yöneticiler idi. Yılmadan usanmadan para aradılar. Destek istediler. Çoğunlukla aradıklarını bulamadılar. Yine de pes etmediler. Böyle bir sonu hiç mi hiç hak etmediler.
Özellikle Başkan Altınkaya’ya ayrı bir teşekkür etmek istiyorum. Fitne ve fesatın ağır bir şekilde vücut bulduğu bu şehirde herkes görevden kaçıp kafasını kuma gömerken kendisi bu taşın atına elini koydu. Bu kadro ve bu hoca ile olmayacağını bilse bile kimine kıyamadı. Kimine de bir fırsat daha vermek istedi. Peki ne oldu başkanım. En çok sen üzüldün. En çok sen rencide edildin. Harcadığın zaman ve para ise çok ayrı bir olay. Artvinli olmasına rağmen Kütahyalılar ölü taklidi yaparken sen bu ateşten gömleği giydin. Her şey için çok teşekkürler başkanım. Bizden yana hakkımız helaldir. İnşallah sende hakkını helal edersin Kütahya’ya…
Saygılarımla….

