TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ
Geçmişi köklü, mazisi şanlı bir futbol kulübüyüz. Uzun yıllar Kütahya’nın adını futbol camiasında temsil eden tek takımız. Armamız, markamız olan çini motifinden almakta, rengimiz “Türk Rengi” olarak kabul edilen turkuaz ve lacivertten oluşur. Süper lig olan en büyük lige çıkamamış olsak ta, yıllarca bir alt ligde şampiyonluğa oynayan birçok takımı Dumlupınar Stadından evine eli boş gönderdik. Hatta bir Türkiye Kupası serüveninde Koca Galatasaray’ı bile buradan hezimetle uğurladık. İstanbul’daki rövanşta hakem olaya dahil olmasa elemiştik bile.
**********
Daha neler ekleriz bu hikayelere, daha göğüs kabartan Allah bilir ne mutlu anlarımız vardır. Ama sadece bu güzel günler mazide kaldı. 1966 da doğan bu güneş maalesef kuruluşundan bugüne kadar iyi günlerinden çok daha fazlasında kötü günler yaşadı. Kapanmanın eşiğinden döndü. Amatör kümelerde süründü. Maddi imkansızlıklar yakasını hiç bırakmadı. Yıllardır bu kulübü şirket edası ile yöneten hiç olmadı. Bu kulübe sabit gelirler oluşturalım, en azından mutfak masraflarını çıkartsın diyenlerde olmadı. Doğru düzgün bir takım otobüsü bile olmadı. Olanlarda bir deplasmana gitse, ikincisinde yolda kaldı.
***********
Tesisler konusunda neler yazmalı bilmiyorum. Başlı başına bir tez konusu bu. Kurulduğu günden bugüne kadar hiç kimse aklı başında bir şekilde bu konuya eğilmedi. Kendimi bildim bileli KYK yurtlarından daha feci konaklama alanlarımız oldu bizim. Stadın yanında zemin katta sözüm ona kulüp idaresi binası olarak adlandırılan ucube yerde kaldı takımımız. Şehrin içinde, sıkıntılı bir bina da ve de en önemlisi tepkilerin göbeğinde topçularımıza burada yatın, uyuyun dedik.
***********
Sonrasın da eski Azot Tesislerinde yer verildi mavi şimşeklere. Bir nebze de olsa aile ortamı sağlandı. Sporkent’teki tesisler içinse soru işaretleri dolu kafalarda. Kim için, ne için ne amaçla yapıldığı bilinmiyor. Sporcularımızı mevcut yerden idman sahasına, oradan da tekrar geri yerleşkesine götürmek aslında utanç verici. Sporkentteki iki idman sahası ve yanında kulüp tesislerinin olacağını ilk duyduğumuz da inanılmaz heyecana kapılmıştık fakat geçen zamanla maalesef bununda boş bir heves olduğunu anladık. Sahanın biri nedeni bilinmez bir şekilde bozuldu. Tesisler gelir getirmesi için kiraya verildi. Sonuçta ise şu anda koskoca mavi şimşekler bir apartmanda konaklayıp otobüs ile idmana götürülüyor.
**********
En büyük marka değerlerimizden birisi de termal su şehri olmamız. Gerçi bu konuda da liderliği komşu şehrimiz olan Afyonkarahisar’a kaptırsak da bizim de hatırı sayılır bir ederimiz var. Fakat ne hikmetse bu güne kadar doğru düzgün hiçbir sporcumuzu ağırlayamadık. Kendi değerlerimizden bile faydalandıramadık bu gençleri. En azından kendi reklamımız içinde olsa ayda bir kere bu gençleri hamamlarımızın birinde ağırlasak. Gelelim neden bu denli uzun ve detaylı bir yazı girişi yazdığıma.
**********
Bildiğiniz üzere Kütahya Habercim YouTube kanalında Dakika 43 programına konuk olarak katılıyorum. Kimi zaman sadece ben yorumlar yapıyorum. Kimi zamanda konuklarımız oluyor. Geçtiğimiz günlerde de Bld. Kütahyaspor’un teknik direktörü Hakan Şapçı’yı ağırladık. Kendisi ile yayında, öncesinde ve sonrasında sohbet etme imkanı yakaladık. Kendisi ile tanışma ve fikir alışverişinde bulunma imkanımız oldu. Mavi şimşeklerin birde ondan dinleme imkanımız oldu. Keşke dinlemez olsaydık. Aslında bize sohbet esnasında söylediğin her şeyi yayında da söyledi. Kayıt altında farklı, kamera karşısında farklı biri değildi. Fakat konu ne zaman alt yapı ve tesislere gelse hocanın resmen yüzü değişti. Aklım almıyor diyor resmen. Bu şehrin oturmuş bir alt yapısının olmamasını anlamıyorum dedi. 1966’dan günümüze kadar böyle bir köklü bir kulübün tesislerinin olmamasını oda idrak edememiş. Biz için içindeyken anlamadık. Tabiri caizse dışardan gelen el adamına nasıl anlatacağız ki. Bugüne kadar gelen görev alan hocalar, hatta takımın başına geçmesi için ilimize çağrılan hocalar bile ilk bunu sordu. Tesisleriniz ne durumda diye hepsi sordu. Ne diyelim ki. Bugün buradayız ama yarınımız belirsiz diye nasıl anlatırız.
**********
Hocamızdan sonra bence son yılların sosyal anlamda en başarılı başkanı Osman Altınkaya başkanı kameralarımız karşısında ağırladık. Onunla olan sohbetler bu minvalde ilerledi. Konu ne zaman maddi imkanlara ve tesislere gelse, heyecan yerini soru işaretlerine bıraktı. A takım için ve de özellikle alt yapı için destek istedi. Gençlere para dan çok taraftar desteğinin gerekli olduğuna parmak bastı. Sanmıyorum ama belki bir destek gelir. Kütahyalılar belki bu defa en azından kendi çocuklarına sahip çıkar.
**********
Gelelim tesis konusuna. Yoncalı’da bir tesisin olabileceğini belirtti. Henüz resmi bir adım atılmasa da konuşulması bile bizim için bir gelişme. Neticede tesis konusunda sayın Başkan Altınkaya ne kadar istekli olsa da bu iş onun boyunu bir hayli aşıyor. Kıssadan hisse sonuç olarak ortaya çıkan gerçek şu. Neredeydik nereye geldik değil. Neredeydik ve nereye kadar geriledik. 1966’dan bu yana bir arpa boyu yol alamamışız. Hala tesis hala alt yapının önemini konuşuyoruz. Taşıma su ile değirmen dönmez diye diye su taşıyoruz. Fakat bir gün bu şunda biter. Bu suyu taşıyanlarda bulunmaz. O zaman ne yapacağız onu düşünelim. Saygılarımla….

